Hayatın koşuşturmacası içinde bazen çevresel etkenler ya da iç dünyamızın olumsuz fısıltıları nedeniyle kendimizi güçsüz ve yetersiz hissettiğimiz anlar olabiliyor.Böyle durumlarda cesaret ve özgüven ihtiyacı en üst seviyeye çıkar. Kaplan gözü taşı, antik çağlardan beri taşıyana cesaret ve özgüven verdiğine inanıldığı için savaşçılar tarafından koruma ve cesaret taşı olarak kullanılmıştır. Aynı zamanda enerjisinin; korkularla yüzleşme gücü verdiğine, zorluklar karşısında sakin kalmayı sağladığına ve karar verme süreçlerinde netlik kazandırdığına inanılır.
Kaplan gözü, aurayı temizlediğine; nazar, kıskançlık ve manipülasyon gibi enerji vampirlerine karşı kalkan görevi gördüğüne inanılan güçlü bir taştır. Güneşin enerjisini yansıttığı için canlı ve koruyucu bir frekansa sahiptir. Güneş çakrası ve kök çakra ile bağlantılı olduğu düşünülür.
Kordonda kullandığımız diğer taş olan sitrin de yine güneş enerjisini taşıyan ve güneş çakrası ile bağlantılı bir taştır. Sitrin bu özellikleriyle kişide özgüven ve özsaygıyı güçlendirir. Güneş çakrası ile ilişkili olan bu iki taş birlikte kullanıldığında çok güçlü bir enerji ortaya çıkar. Ayrıca aralarındaki hoş renk geçişi, estetik bir bütünlük sunar. Kişisel güç, özgüven ve bollukla bağlantılı oldukları için taşıyana “Ben yapabilirim.” duygusunu verirler. Kaplan gözü korkuları dağıtırken, sitrin moral yükseltir; böylece zihinsel sis dağılır.
Kadrandaki kaplan figürü de bu konseptimizin hikâyesinin doğrudan temsilcisidir. Kaplan, her kültürde ve inanışta yalnız avlandığı ve yalnız gezdiği için cesaretin ve koruyuculuğun sembolü olmuştur. “Kaplan Cesareti” saatimiz ise hayatın tüm olumsuzluklarına ve negatif enerjilerine rağmen bunları geri yansıtan, taşıyıcısına özgüven ve cesaret gibi pozitif duygular sunarak daha kaliteli bir yaşam yolculuğunda ona eşlik edecek bir güç simgesidir.